Boşanma davalarında nafaka miktarının belirlenmesi, taraflar arasındaki en hararetli tartışma konularından biridir. “Ne kadar nafaka alırım?” veya “Ne kadar nafaka öderim?” soruları, sürecin en merak edilen yönleridir. Nafaka miktarı, kanunda belirli bir formülle sabitlenmemiştir; hakim, her dosyanın kendi özel koşullarına göre bir değerlendirme yapar. Ancak Yargıtay içtihatları ve yerleşik uygulamalar, nafaka hesaplamasında bazı temel kriterlerin oluşmasını sağlamıştır. Bu makalede, güncel maaş ve gelir durumuna göre nafaka hesaplamasının nasıl yapıldığını, hangi faktörlerin dikkate alındığını ve pratik örnekleri detaylı olarak inceleyeceğiz.
Nafaka Hesaplamasında Temel Kriterler
Hakim, nafaka miktarını belirlerken Anayasa’nın eşitlik ilkesi ve Medeni Kanun’un hakkaniyet prensibi çerçevesinde hareket eder. Temel amaç, tarafların boşanma sonrasında yaşam standartlarında fahiş bir düşüş yaşanmasını önlemek ve özellikle çocukların ihtiyaçlarını eksiksiz karşılamaktır. Dikkate alınan başlıca kriterler şunlardır:
- Tarafların Gelir Durumu: Nafaka hesaplamasının başlangıç noktası, tarafların ispatlanmış net geliridir. Bu sadece maaş değil; kira geliri, faiz geliri, ek işlerden elde edilen gelir, prim, ikramiye gibi tüm düzenli gelirleri kapsar.
- Tarafların Giderleri: Zorunlu giderler (kira, faturalar, kredi ödemeleri, sağlık masrafları) hesaba katılır. Lüks tüketim harcamaları genellikle dikkate alınmaz.
- Yaşam Standardı: Evlilik birliği sırasında sahip olunan yaşam standardının korunması hedeflenir. Tarafların sosyal yaşantıları, tatil alışkanlıkları, çocukların gittiği okullar gibi unsurlar bu standardı belirler.
- Çocuğun İhtiyaçları: İştirak nafakası hesaplamasında çocuğun yaşı, eğitim seviyesi (okul masrafı, servis, özel ders), sağlık durumu (kronik hastalık, özel bakım), sosyal ve kültürel ihtiyaçları (kurs, spor, sanat aktiviteleri) en önemli faktörlerdir.
- Kusur Durumu: Yoksulluk nafakasında, talep eden tarafın daha ağır kusurlu olmaması gerekir. İştirak ve tedbir nafakasında ise kusurun önemi yoktur.
- Paranın Satın Alma Gücü: Hakim, belirlenen nafaka miktarının günün ekonomik koşullarında yeterli olup olmayacağını da değerlendirir.
Maaşa Göre Pratik Nafaka Hesaplama Örnekleri
Yargıtay içtihatları, nafaka miktarının nafaka yükümlüsünü geçim sıkıntısına düşürmeyecek, nafaka alacaklısını da zenginleştirmeyecek bir seviyede olması gerektiğini vurgular. Bu dengeye göre, uygulamada bazı oranlar yerleşmiştir. Aşağıdaki örnekler, genel bir fikir vermesi amacıyla sunulmuştur ve her dosyanın özel koşullarına göre değişiklik gösterebilir.
Örnek 1: Asgari Ücretli Eş
- Gelir: 17.002 TL (2024 net asgari ücret)
- Durum: Bir çocuk için iştirak nafakası ve eş için yoksulluk nafakası talebi var. Nafaka alacaklısı eş çalışmıyor.
- Tahmini Nafaka: Genellikle asgari ücretli birinin ödeyeceği toplam nafaka, gelirinin %30-40’ını geçmez. Hakim, toplamda 4.000 TL – 6.000 TL arasında bir nafakaya hükmedebilir. Bunun bir kısmı iştirak, bir kısmı yoksulluk nafakası olarak ayrılır (Örn: 2.500 TL iştirak + 2.500 TL yoksulluk).
Örnek 2: Ortalama Gelirli Çalışan
- Gelir: 40.000 TL net maaş
- Durum: İki çocuk için iştirak nafakası talebi var. Eş çalışıyor ve yoksulluk nafakası talep etmiyor.
- Tahmini Nafaka: İki çocuk için nafaka oranı genellikle gelirin %30-35’i civarında olabilir. Hakim, çocuk başına 4.000 TL – 6.000 TL arası, toplamda 8.000 TL – 12.000 TL aralığında bir iştirak nafakasına karar verebilir.
Örnek 3: Yüksek Gelirli Yönetici
- Gelir: 150.000 TL net maaş + primler
- Durum: Bir çocuk için iştirak nafakası ve uzun yıllar ev hanımı kalmış eş için yoksulluk nafakası talebi.
- Tahmini Nafaka: Bu durumda hakim, evlilikteki yaşam standardını korumayı hedefler. Çocuğun özel okul masrafları, kursları vs. dikkate alınır. Yoksulluk nafakası da eşin evlilikteki hayat standardına göre belirlenir. Toplam nafaka miktarı 40.000 TL – 60.000 TL gibi yüksek rakamlara ulaşabilir.
Nafaka Artışı: Enflasyona Karşı Koruma
Nafaka, sabit bir miktar değildir. Zamanla paranın satın alma gücü düştüğü için nafakanın da güncellenmesi gerekir. Bu nedenle, mahkeme kararında genellikle nafakanın her yıl belirli bir oranda artırılacağı belirtilir. Genellikle Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı TÜFE (Tüketici Fiyat Endeksi) 12 aylık ortalaması artış oranı olarak kabul edilir. Bu, nafakanın enflasyon karşısında erimesini önler. Eğer mahkeme kararında artış şartı belirtilmemişse, nafaka alacaklısı “nafaka artırım davası” açarak miktarın güncellenmesini talep edebilir.
Delillerin Önemi
Doğru bir nafaka miktarının belirlenmesi için tarafların ekonomik durumlarını eksiksiz ve doğru bir şekilde mahkemeye sunmaları gerekir. Maaş bordroları, banka hesap dökümleri, SGK hizmet dökümü, tapu ve araç kayıtları, kira sözleşmeleri, kredi kartı ekstreleri, çocukların okul ve kurs faturaları gibi belgeler, nafaka miktarının belirlenmesinde kilit rol oynar. Mahkeme, tarafların ekonomik ve sosyal durumlarının araştırılması için kolluk kuvvetlerine (polis/jandarma) müzekkere de yazabilir.
Sonuç
Maaşa göre nafaka hesaplama, pek çok değişkene bağlı, hassas bir denge üzerine kuruludur. Kanunda net bir oran veya formül olmaması, her davanın kendi içinde adil bir şekilde değerlendirilmesine olanak tanır. Ancak bu durum, sürecin öngörülebilirliğini de azaltır. Bu nedenle, nafaka talebinde bulunurken veya nafaka yükümlüsü olurken, gerçekçi beklentilere sahip olmak ve süreci deneyimli bir boşanma avukatıyla yönetmek, hak kayıplarını önlemek ve adil bir sonuca ulaşmak için en sağlıklı yoldur.