Evlilik, sadece iki kişinin değil, aynı zamanda iki ailenin de birleşmesidir. Ancak bu birleşme her zaman uyum içinde olmaz. Eşlerin ailelerinin evliliğe müdahalesi, Türk toplumunda sıkça karşılaşılan ve boşanmalara neden olan önemli bir sorundur. Kayınvalide, kayınpeder, görümce veya diğer akrabaların evliliğin mahremiyetine karışması, çiftler arasında ciddi gerilimlere yol açabilir. Peki, bu müdahaleler hukuken bir boşanma sebebi midir? Bu makalede, eşin ailesinin evliliğe müdahalesinin boşanma davalarındaki yerini, Yargıtay kararları ve hukuki boyutlarıyla detaylı olarak ele alacağız.
Aile Müdahalesinin Hukuki Niteliği
Türk Medeni Kanunu’nda “eşin ailesinin müdahalesi” şeklinde özel bir boşanma sebebi düzenlenmemiştir. Ancak bu durum, boşanma davası açılamayacağı anlamına gelmez. Aile müdahaleleri, evlilik birliğini temelinden sarsacak bir boyuta ulaştığında, TMK 166/1 maddesinde düzenlenen “evlilik birliğinin temelinden sarsılması” (şiddetli geçimsizlik) kapsamında bir boşanma nedeni olarak kabul edilir.
Burada kilit nokta, müdahalelerin evlilik birliği üzerindeki etkisidir. Her türlü aile müdahalesi boşanma sebebi sayılmaz. Müdahalelerin sürekli, aşağılayıcı, küçük düşürücü olması ve ortak hayatı çekilmez kılması gerekir. Ayrıca, müdahaleye maruz kalan eşin değil, diğer eşin bu duruma karşı tutumu da mahkeme tarafından özellikle değerlendirilir.
Kusur Değerlendirmesi: Eşin Sorumluluğu
Yargıtay kararlarına göre, eşin ailesinin evliliğe müdahalesi durumunda kusur, doğrudan müdahale eden aile üyelerine değil, o ailenin ferdi olan eşe yüklenir. Yani, kayınvalidesinin sürekli evine gelip giden, her şeye karışan bir kadın, bu durumdan eşini sorumlu tutarak dava açabilir. Mahkeme, eşin, kendi ailesinin müdahalelerine karşı diğer eşi koruyup korumadığını, bu müdahalelere sessiz kalıp kalmadığını veya teşvik edip etmediğini araştırır.
Eşin, ailesi ile kendi kurduğu aile arasındaki dengeyi kurması beklenir. Ailesinin haksız müdahalelerine karşı eşini korumayan, “onlar benim annem-babam, bir şey diyemem” gibi bahanelerle sorumluluktan kaçan eş, kusurlu sayılır. Yargıtay bir kararında, “Davalının, annesinin evliliğe müdahalelerine sessiz kalması, davacıya destek olmaması, evlilik birliğinin sarsılmasında kusurlu olduğunu gösterir” demiştir.
Yaygın Aile Müdahalesi Örnekleri
Boşanma davalarına yansıyan aile müdahalesi örnekleri oldukça çeşitlidir:
- Sürekli Ziyaretler ve Eve Yerleşme: Eşin ailesinin izinsiz ve sürekli olarak ortak konuta gelmesi, uzun süre kalması, hatta yerleşmesi.
- Maddi Konulara Karışma: Çiftin bütçesine, harcamalarına, borçlarına karışmak. “O kadar para harcanır mı?”, “Neden borca girdiniz?” gibi eleştirilerde bulunmak.
- Çocuk Yetiştirme Tarzına Müdahale: Çocukların eğitimi, beslenmesi, giyimi, disiplini gibi konularda sürekli müdahale etmek ve anneyi/babayı eleştirmek.
- Eşi Kötüleme ve Aşağılama: Eşi, diğer aile üyelerinin veya üçüncü kişilerin yanında kötülemek, aşağılamak, beceriksizlikle suçlamak.
- Mahremiyeti İhlal: Yatak odasına izinsiz girmek, özel eşyaları karıştırmak, çiftin özel konuşmalarına kulak misafiri olmak.
- Fiziksel Şiddet: Aile üyelerinin, diğer eşe fiziksel şiddet uygulaması ve eşin buna sessiz kalması.
İspat Yöntemleri
Aile müdahalesinin ispatı, genellikle tanık beyanlarına dayanır. Ancak sadece tanık beyanları yeterli olmayabilir ve somut delillerle desteklenmesi önemlidir.
Tanık Beyanları: Tarafsız tanıklar (komşular, ortak arkadaşlar) en değerli delillerdir. Müdahalelere bizzat şahit olmuş, kavgaları duymuş kişilerin tanıklığı önemlidir. Tarafların kendi aile üyelerinin tanıklığı ise genellikle taraflı kabul edilir.
Mesajlar ve Ses Kayıtları: Eşin, ailesinin müdahalelerini haklı bulan veya destekleyen mesajları (WhatsApp, SMS vb.) önemli delillerdir. Aile üyeleriyle yapılan ve müdahaleyi kanıtlayan yazışmalar kullanılabilir. Tehdit, hakaret içeren ses kayıtları da (hukuka uygun elde edilmişse) delil olabilir.
Sosyal Medya Paylaşımları: Aile üyelerinin, diğer eşi hedef alan aşağılayıcı, küçük düşürücü paylaşımları delil olarak sunulabilir.
Polis veya Savcılık Kayıtları: Müdahaleler fiziksel şiddete veya tehdide dönüştüyse, polise yapılan şikayetler, uzaklaştırma kararları güçlü delillerdir.
Farklı Senaryolar ve Yargıtay Yaklaşımı
Birlikte Yaşama Durumu: Çiftin, eşlerden birinin ailesiyle birlikte yaşaması (iç güveysi veya gelin olarak), müdahale sorunlarını daha da artırır. Bu durumda Yargıtay, evliliğin bağımsız bir konutta sürdürülmemesinin başlı başına bir sorun olduğunu kabul etmekte ve eşin ayrı bir ev kurma çabalarına diğer eşin ailesiyle birlikte karşı çıkmasını kusur olarak görmektedir.
“Annem Olmadan Asla” Yaklaşımı: Eşin, “Annem de bizimle yaşayacak” veya “Anneme bakmak zorundayım” diyerek, diğer eşi ailesiyle birlikte yaşamaya zorlaması, Yargıtay tarafından ağır kusur olarak değerlendirilmektedir.
Ekonomik Bağımlılık: Aileye ekonomik olarak bağımlı olmak, müdahalelere daha açık hale getirebilir. Ancak bu durum, haksız müdahalelere katlanma zorunluluğu getirmez. Mahkeme, bu durumu değerlendirirken tarafların ekonomik ve sosyal koşullarını dikkate alır.
Sonuç ve Öneriler
Eşin ailesinin evliliğe müdahalesi, doğru bir şekilde ispatlandığında önemli bir boşanma sebebidir. Bu tür bir sorunla karşı karşıya olan kişilerin öncelikle eşleriyle açıkça konuşması ve sorunu çözmeye çalışması gerekir. Eşin, ailesine karşı sınır koyması ve kendi ailesini koruması beklenir.
Eğer bu çabalar sonuçsuz kalırsa ve müdahaleler ortak yaşamı çekilmez hale getirirse, hukuki yollara başvurmak bir hak haline gelir. Dava sürecinde, müdahalelerin evlilik birliğini nasıl sarstığını somut olaylarla ve delillerle ortaya koymak kritik öneme sahiptir. Bu teknik ve hassas süreçte bir avukattan profesyonel destek almak, hak kaybı yaşanmaması için en doğru yaklaşım olacaktır. Unutulmamalıdır ki, sağlıklı bir evlilik, eşlerin birbirlerini dış müdahalelere karşı koruması ve kendi bağımsız aile birimlerini oluşturmalarıyla mümkündür.